Görkem Tekiner

Kişisel web sitem. Yazılarımı yayınlıyorum.


//

The Outer Worlds 2: Otur Sıfır!

Obsidian Entertainment kıymetli bir oyun geliştirme stüdyosu, bilhassa RPG tarzındaki oyunlar açısından. Kendilerinin oldukça üst düzey bir portfolyosu mevcut. Dahası, bugünlere ne kadarının geldiğini tam olarak bilemesem de kökenlerini Black Isle Studios’tan alan bir stüdyo olduklarından oldukça kıymetli bir miras da taşıyorlar aynı zamanda.

Ne var ki, RPG tarzı tabiri caizse birkaç basamak atladı son yıllarda. Öncesinde CD Projekt Red’in “The Witcher 3: The Wild Hunt”ıyla ve sonrasında, hem de çok yakın bir zamanda Larian Studios’un “Baldur’s Gate 3”üyle.

Bu oyunların ilgili tarz üzerine olan etkilerini mercek altına almak sayfalarca bir şeyler karalamak anlamına gelir. Bu sebeple, eğer bu durum hakkında bilgi edinmek isterseniz ilgili oyunların incelemelerine ve kullanıcı yorumlarına göz gezdirmenizi şiddetle tavsiye ederim.

Hal böyle olunca, pek çok stüdyonun oyunu bekleneni vermekten uzak RPG oyunları oldu ki bunun en büyük örneği sanıyorum Bethesda Softworks’ün Starfield’ı oldu. Fallout’un üç boyutlu dönemini de geliştiriyor olmaları bir yana, özellikle The Elder Scrolls serisiyle büyüyen ve ünlenen Bethesda’tan Starfield için beklenti hayli büyüktü ancak çok büyük hayal kırıklığı oldu. “The Elder Scrolls V: Skyrim” bugün bile hala daha oynanan bir oyunken şu an Starfield’ı hatırlayan kalmamıştır bile neredeyse.

Bu bekleneni veremeyen RPG oyunları listesine ne yazık ki Obisidan’ın yeni oyunu olan The Outer Worlds 2’yi de eklemek durumundayım ve bunun birçok sebebi var:

The Outer Worlds IP’si Obsidian’ın kendine ait olan IP’lerden birisi ve aslında oldukça parlak bir hikâye sunuyor. Uzaya açılıp kolonileşmiş insanoğlunun bu kolonileri yöneten şirketlerin elinde çektiği sıkıntılar üzerine kuruluyor hikâye ve kendini çok da ciddiye almadan, hafif mizahi bir şekilde aktarıyor oyuncuya The Outer Worlds. Büyük bir kapitalizm eleştirisi yapılıyor özünde.

Temanın uzay oluşu benim için direkt bonus puan zaten, çok severim. Birinci şahıs açısından oynanıyor olması da ha keza aynı şekilde benim için bonus puan, bayılırım. Tüm bu bahsettiklerim de The Outer Worlds oyunlarını dikkatle takip etmem için yeterliydi zaten.

İlk oyun Obisidian tarafından geliştirilmekle beraber yine tıpkı Obsidian Entertainment gibi orta ölçekli bir firma olan Private Division tarafından yayınlanmıştı 2019 yılında. Oynanış açısından baktığımızda Obisidian’ın Fallout: New Vegas’ı yaparken edindiği tecrübenin hemen hemen aynısını yansıttığı bir formül vardı ortada. Fallout: New Vegas, çıktığı dönem için muhteşem bir oyundu ve geçen yıllarla beraber bir klasik halini aldı bileğinin hakkıyla. Aradan geçen 9 yıl sonrasında, yani 2019 yılında, The Outer Worlds’de hemen hemen Fallout: New Vegas ile aynı şeyle karşılaşmak, bağımsız bir şekilde ayakta kalmaya çalışan bir stüdyonun elinden çıktığı düşünüldüğünde hiç de rahatsızlık vermiyordu.

Dahası, tasarım açısından bile Fallout serisinden (ve konu dışı olarak Bioshock serisinden) büyük oranda bir etkilenim söz konusuydu The Outer Worlds’ün dünyasında. Bilgisayarlar (terminaller) bile olduğu gibi getirilmişti.

Ancak oyun iyiydi. Kompakt bir oyun alanında yeterli seviyede diyalog ve gayet iyi seviyede savaş mekanikleri mevcuttu. Oyuncu eğlenebiliyordu. Bu da onu kendi çapında başarılı bir oyun yaptı.

The Outer Worlds 2 ise, ilk oyunun kötü bir kopyası gibi maalesef. Oyun inceleme sitelerinden nasıl bu kadar iyi puanlar alabildiğine gerçekten şaşırıyorum…

Oyunun finansörü (ve dağıtıcısı) bir kere Microsoft yani Xbox Game Studios. İlk oyunun çıkmasına yakın bir zaman zarfında Obisidian Entertainment Microsoft tarafından satın alınmıştı ancak mevcutta devam etmekte olan projelerin olduğu gibi devam etmesine müsaade etmişlerdi. Gelgelelim hiç de öyle bir durum yok ortada. Yani tahminim bu yönde en azından. Sonuçta daha geniş bir bütçe ile daha fazla şey yapardı eminim Obsidian ancak, maalesef…

İlk oyun Unreal Engine 4 ile geliştirilmişti ve UE4 iyi bir oyun motoruydu. Oyun bu sebeple akıp gidiyordu. The Outer Worlds 2 ise Unreal Engine 5 ile geliştirilmiş ve UE4’ün tam tersine UE5 iyi bir oyun motoru değil. Çok arada kalmış, bir şeyleri hep eksik bir oyun motoru ve üzerinde geliştirilen projeler benim için hep hayal kırıklığı oldu şu ana kadar. Bu oyun özelinde de bu motorun, ilk oyunun aksine bir felaket haline gelmiş savaş mekaniklerinden tutun da son derece geniş ancak bomboş oyun alanları gibi etkilerini görebiliyoruz.

Oyunun zorluk dengesinde de problemler var. “Skill check”lerin taban puanları çok yüksek. Düşman sayısı belli noktalarda hayli fazla olmasına rağmen hemen hemen hepsi “bullet sponge” durumunda. Bununla baş edebilmek için sağlığınızı iyileştiren “inhaler”ı doğru dürüst kullanamıyorsunuz “medical” skill’ine yüklenmediğiniz sürede. Eh ona yüklenince de başka şeyler eksik kalıyor. Gelişmiş bir savaş mekaniği yok çünkü böyle siper almalı, vs. Gayet kütük gibi hareket etmekte olan bir karakteri yönetiyorsunuz en nihayetinde. Yapabileceğiniz tek şey çökmek. Falan filan…

Ha unutmadan, bu zorluk hadisesinden yoldaşlarımız da nasibini alıyor tabi. Sürekli “incapacitated” durumuna düşüp duruyorlar ve oyun bizden onları “revive” etmemizi bekliyor…

2025 yılında Obsidian’dan böyle boş bir oyun beklemiyordum ben. Gerçekten büyük hayal kırıklığı oldu. Avowed da muhteşem değildi ancak bundan daha iyiydi. The Outer Worlds 2, hele ki satış fiyatının da hemen hemen AAA klasmanındaki oyunlara yakın bir noktada konumlandırılmış olması sebebiyle “şaka mısınız arkadaş siz” sorusunu akıllara getiriyor doğrudan… Daha da derinleşmiş bir analize gerek duymuyorum.

Ben Game Pass üyeliğim sayesinde oynadım ve size de oynamak istiyorsanız bu yolla oynamanızı, oyuna kesinlikle biçilen fiyatı vermemenizi tavsiye ederim.

Not: Microsoft’u Game Pass üyeliği ücretlerine yaptığı devasa zam nedeniyle kınıyorum ve kısa bir zaman sonra sonlanacak üyeliğimi yenilemeyeceğimi de buradan bildiriyorum.


Yorumunuzu Yazın