Görkem Tekiner

Kişisel web sitem. Yazılarımı yayınlıyorum.


//

Grim Dawn

Günümüzde ARPG (Action RPG ya da Türkçe’siyle Aksiyon Rol Yapma Oyunu) oyun kategorisi içerisinde onlarca farklı tarzdan oyun barındıran bir hal aldı. Kategorinin geçmişi yaklaşık olarak 80’li yılların ortalarına kadar geriye gitse de bu uzun tarih boyunca tarz içerisinde önemli kırılma noktalarından biri olarak tanımlanabilecek bir oyun 1996 yılının Aralık ayında görücüye çıktı: Diablo.

Yaklaşık olarak 30 yıldır, Diablo’nun açtığı bu yol ARPG tarzı içerisindeki özel konumunu koruyor. Her ne kadar Diablo benzeri oyunlara resmi olarak, Rogue oyunu benzerlerine söylendiği gibi “roguelike” ya da Demon Souls/Dark Souls oyunuları benzerlerine söylendiği gibi “soulslike” denmese de gerek yapımcılar gerek oyuncular “izometrik bir hack & slash” gördüklerinde konunun hangi oyunla başladığını görmekte zorluk çekmiyorlar.

Bir de şöyle bir durum var: Çok sevilen bir konsept olduğuna şüphe olmayan bu Diablo benzeri oyunlardan da aslında sayıca çok da yok. Tuhaf olsa da bu bir realite ve bunun muhtemel sebebi, bu oyunların yeniden oynanabilirlik anlamında büyük bir avantaja sahip olmaları. Eski örneklerin bir çoğu üzerinden gerçekten çok çalışılmış oyunlarken yeni örneklerin de çoğu “live service” mantığına sahip ve sürekli yeni içerik gelerek oyun geliştiriliyor.

Eski örneklerin ne kadar kallavi olabildiğini anlamak için 2000 yılında çıkan Diablo 2‘ye bakmak yeterli. Blizzard, bugün hala daha Diablo 2’nin ekmeğini yiyor diğer Diablo oyunlarıyla birlikte. Baştan sona tarzı tanımlayan özelliklere sahip bir oyun ve klonları için bugün bile bir “blueprint” olma özelliğini sürdürüyor.

Yeni örneklerde de live service olayı gerçekten eğlenceli olabiliyor ancak kalite kontrol bağlamında maalesef eski örneklerden çok uzakta oyunlar olduğu da biliniyor.

Bir de, yeni bir oyun sayılamayacak olan ancak yeni nesil live service oyunları döneminde çıkmış olmasına rağmen ruh olarak eski olmayı tercih eden örnekler var ki bu yazımda bunlardan biri olan Grim Dawn’ı ele alacağım.

Grim Dawn, Crate Entertainment adındaki, eski Iron Lore Entertainment (Titan Quest’in geliştiricisi) çalışanları tarafından kurulmuş küçük bir şirket tarafından geliştirilmiş bir oyun. 2016 senesinde piyasaya çıkmasına rağmen geliştirilmesine 2010 senesinde başlanmış ve genel olarak bağışların (Kickstarter, vb.) sağladığı maddi güçle bitirilebilmiş. Bu uzun geliştirme süreci baştan bir handikapa sebep olmuş çünkü Crate Entertainment Grim Dawn’ı Iron Lore Entertainment’ın Titan Quest için yazdığı oyun motorunun üzerine inşa etmiş ve 2010 yılında bu oyun motoru henüz 4 yaşındayken 2016 senesinde ise 10. yaşını dolduran bir oyun motoru halini almış.

Ancak tüm bu zorluklara ve handikapa rağmen Grim Dawn son derece başarılı bir oyun olabilmeyi başarmış ve buna ben de katılıyorum.

Her şeyden önce, Grim Dawn, Diablo 3’ün bile iddia edip başaramadığı kadar bir “Diablo 2’nin ruhani devamı” olmayı başarıyor. Oyunun geçtiği dünyanın harap olmuş, bitmiş ve korkunç olaylarla çalkalanıyor olması, hayatta kalanların sefalet içerisinde olması, umutsuzluk, yaşam mücadelesi, vs. Bütün kutulara tik işaretini koyuyor kısacası. Ancak bu kadar değil elbette.

Grim Dawn, teknik olarak Titan Quest motorunun üzerine son derece güzel şeyler ekleyerek aşırı derecede akıcı olabilmeyi başarmış bir oyun. Ben Titan Quest’i sevemiyorum mesela çünkü gerek karakter animasyonları, gerek dövüş animasyonları gibi noktalar beni kendisini sevmekten alıkoyuyor. Ancak Grim Dawn’da bunlar yok. Animasyonlar, vb. her şey son derece düzgün ve oyun her hızda akıp gidiyor.

Bununla beraber eşya kataloğu o kadar ama o kadar geniş ki, anlatılmaz… Bu tip oyunlardaki amacımız malum, düşürebildiğimiz en iyi eşyaları düşürüp, bu eşyaların özellikleriyle yeteneklerimizi bir sinerji içerisine sokarak olabileceğimiz en güçlü halimize varmak ve düşmanları en kısa zamanda temizlemek. Grim Dawn bu noktada gerçekten son derece geniş bir eşya kataloğu sunuyor ama bununla da kalmıyor: Yetenek sistemi de harika.

Özünde, Grim Dawn, yetenek sistemini önemli ölçüde Titan Quest’ten miras olarak almış durumda. İki farklı sınıf seçerek karakterinizi oluşturuyorsunuz (mesela Grim Dawn’da ilk sınıf olarak Nightblade, ikinci sınıf olarak Necromancer seçtiğinizde karakteriniz bir Reaper oluyor) ve attribute puanlarını da, her ne kadar isimleri her iki oyunda farklı olsa da, üç farklı kategoriye paylaştırıyorsunuz. Ancak alınan miras burada bitiyor ve sonrasında Grim Dawn üzerine ekliyor: Devotion adı verilen bir sistem var. Oyun dünyasındaki belli shrine’ları aktif ederek Devotion puanlarını elde ediyor ve sonrasında Devotion ekranındaki takımyıldızlara belli şartlara tabi olarak paylaştırıyorsunuz ve bu basit gibi görünen şey aslında karakterinize ciddi oranda derinlik katıyor ve build’inizi değiştiriyor ve/veya geliştiriyor. Bahsini ettiğim belli şartları sağlayarak build’inize derinlik katacak takım yıldızlarını seçebilmek için baya da bir mesai harcamanız, puanları ver – geri al yapmanız gerekiyor. Build seçenekleri gerçekten çok fazla ve denenebilecek yüzlerce kombinasyon mevcut.

Oyun alanı, Cairn adı verilen bir dünya ve bu alan geniş ve birbirine bağlı bölgelerden oluşuyor. Oyun alanlarının tümü Crate Entertainment tarafından elle çizilmiş ve özellikle oyunun ilk genişleme paketi Ashes of Malmouth’da geliştirici ekibin gerçekten çok emek sarf ettiğini de rahatlıkla anlayabiliyorsunuz. Dahası, bu tip oyunlardaki olmazsa olmaz olgu olan dungeon’lar da sürüsüne bereket. Görece uzun, görece karışık ve gerçekten çok eğlenceli.

Oyun “satın al, sahip ol” türünde bir oyun. Oyun içi mağaza gibi saçma sapan şeyler yok, alabileceğiniz genişleme DLC’leri ve firmaya destek için satılan bir iki kozmetik DLC var, o kadar. Pek tabi bir live service durumu da yok. Oyunla başbaşasınız. co-op desteği var ve bunun için oyuncular oyun üzerinden birbirlerine direkt bağlanıyorlar, bir sunucuya bağlanmıyorsunuz. Tam old-school bir kafa yani anlayacağınız ve sizi bilemem ama ben bunu aşırı takdir ediyorum.

Tüm bunlar, Grim Dawn’ı iyi bir oyun olarak anabilmek için yetiyor da artıyor bile. Maxroll, Icy Veins gibi popüler sitelerde build rehberleri bulamıyorsunuz ancak Grim Tools adında muazzam bir online araç var ve tüm teorik build’inizi burada kurup, oyunda da pratik olarak hayata geçirebiliyorsunuz. Hemen yukarıda da söylediğim gibi denenebilecek sayısız kombinasyon var ve bu bağlamda Grim Dawn size çok uzun saatler vadediyor.

Ancak bu kadar uzun saatler oynanabilecek bir oyunun eksi yönlerini de belirtmek istiyorum çünkü bazı şeyler beni ezelden beridir çok rahatsız ediyor Grim Dawn’a dair:

Oyunun, elbette bir hikayesi var ve oyun dışında hikayeyi ele aldığınızda aslında hiç de fena olmadığını görüyorsunuz. Kozmik bir korku hikayesi ancak tek bir cephesi yok, farklı cepheleri ve katmanları mevcut. Ancak Crate Entertainment bu hikayeyi size çay kaşığıyla gıdım gıdım veriyor. Kabul ediyorum bu tarz bir oyunda çok derinlikli bir hikaye bulunması elzem değil ancak ben, olsa çok mutlu olurdum. Mesela Diablo 4 ilk çıktığında endgame sürecinin yavanlığından dolayı çok yerden yere vurulsa da benim bu hiç umurumda değildi çünkü Blizzard oyunun hikayesini çok güzel anlatmıştı ve gerçekten role girebiliyordunuz. Oyunda aşama kaydettikçe gerçekten bir şeyler başarabildiğinizi hissedebiliyordunuz. Grim Dawn’a dönersek, hikaye hakkındaki detaylar için sağdan soldan toplayacağınız belgeleri okumanız gerekiyor. Bu şekilde biraz fikir sahibi oluyorsunuz. Bunun dışında hikaye yok dense, yeri var.

Hikaye meselesi Crate Entertainment’ın konuyu ele alış biçimiyle alakalı bir tercih ancak bu oyunun ne yazık ki ses dizaynı da felaket. Ses konusu, hikaye anlatımından farklı olarak direkt bütçeyle ilgili bir şey olduğundan kızmak biraz yersiz olur ama, kötü yani. Müzik, tıpkı hikaye gibi yok gibi bir şey. Oyun bir combat ya da boss müziği kullanmıyor, buna da tamam ancak geri kalan müzik olayı, tıpkı hikaye gibi yok gibi bir şey gerçekten. Arka planda bir şeyler tıngırdıyor ancak, o kadar. Haricinde bir çok ses efekti gerçekten çok kötü. Mesela su birikintilerinden geçerken çıkan ses beni gerçekten sinirlendiriyor, o kadar kötü bir ses. Muhtemelen bir “foley” sanatçısı kullanamamıştır Crate Entertainment ve bu seslerin bir çoğu stock’tur fakat daha iyi tercihler de yapılabilirdi bence. Son ve üçüncü bir detay ise, bu olmayan müziğin ve kötü efektlerin çok kötü bir şekilde mikslenmiş olması. Eğer oyuna zevkinize göre bir ses ayarı yapmazsanız, oyun aşırı derecede arkaplan gürültüsüne sahip bir şekilde duyuluyor ve insanı gerçekten yoruyor. Çevresel ses efektleri de biraz ölçüsüz bir şekilde kullanıldığından oluyor bu tabi ama müziği ve çevresel efektleri biraz bile kıssanız büyük ölçüde yardımcı oluyor.

İşin tuhafı, bana bu kadar kötü gelen bu ses dizaynı bazı oyuncular tarafından övgüler alıyor Reddit’te falan. İlk defa gördüğümde “benim kulaklarımda mı bir sorun var acaba” diye düşünmedim değil. Bir şeyi ölçüsüz sevmek ve bunun farkında olmamak, iyi bir şey değil…

Grafiksel anlamda, Grim Dawn toplamda en az 20 yıllık bir oyun motoru üzerinde çalıştığından yaşı artık baya baya belli oluyor ancak bunun net bir çözümü var: Nexus Mods üzerinden ücretsiz bir şekilde indirebileceğiniz GrimTex mod’u, bu sorunu büyük oranda çözüyor ve oyunun grafiksel kalitesini gerçekten son derece yükseltiyor. Dolayısıyla bunu bir eksi yön olarak belirtmek adil olmaz. Ayrıca bilmelisiniz ki GrimTex mod’u sadece grafiksel bir mod ve save dosyalarınızla ya da oyunun balansıyla hiç ilgisi yok. Gönül rahatlığıyla kurabilirsiniz.

Toparlarsak, artısıyla eksisiyle 10 yıllık bir oyun olan Grim Dawn’ı almak bu zamanda mantıklı mı? Hem de aşırı mantıklı ve tanışmak için daha fazla geç kalmamalısınız gerçekten.

Son olarak oyunun satın alım sürecinde sadece ana oyunu almak gibi bir hataya düşmemeniz konusunda sizi uyarmalıyım. Oyunun iki genişleme paketi olan Ashes of Malmouth ve Forgotten Gods DLC’lerini ve bir de Crucible adındaki “endless dungeon” mod’unu içeren DLC’yi ana oyunla beraber muhakkak alın. Özellikle genişleme DLC’leri respec gibi QoL klasmanında kolaylıklar getiriyor ve level cap’leri yükseltiyor. Bu bağlamda gerçekten önemli bunları da satın almanız. Crate Entertainment 2023’ten beridir oyun için planladıkları son genişleme DLC’si olacak Fangs of Asterkarn’ı çıkartacak bu arada ancak henüz ondan ses yok ve 2026’yı da pas geçecekler gibi…


Yorumunuzu Yazın