Görkem Tekiner

Kişisel web sitem. Yazılarımı yayınlıyorum.


//

Kurban’ın “İnsanlar” Albümüne Dair…

Son derece sıkıcı geçen bir başka cumartesi akşamının ardından uyuyup pazar sabahına uyanırken -ki pek kolay da olmadı uyanmam- aklımda şu sözlerin döndüğünü fark ettim:

Beni terk etme,
Sakın, dur gitme,
Adın saklı nefesimde…

Bu sözler elbette ki Kurban’ın belki de en çok sevdiğim şarkısı olan “A”ya aitti. Rüyamda ne görüyordum bilmiyorum ancak bu sözler kafamda tınlıyorsa çok da pozitif bir ruh halinde olmadığımı biliyordum, rüyamda en azından yani.

Hal böyle olunca, bir şeyler karalamanın iyi olabileceğini düşündüm ki siz bu satırları bu sebepten okuyorsunuz.

Kurban hayatıma girdiğinde çocuktum ben. Özel bir okulda eğitim hayatımı sürdürüyordum ve rock müzik hali hazırda tanışmış olduğum bir şeydi. Kurban da ana akım medyaya o dönem çıkabilmiş ender gruplardandı Duman ve Athena ile beraber ve dahası kendi adlarını taşıyan ilk albümün ilk teklisi “Yalan”a çektikleri klip gerçekten insanın aklını başından alıyordu o dönemde.

O kadar ki, o ara aynı okulda okuduğumuz çocukluk arkadaşım Y.’nin abisi B., Kurban’ın üyeleriyle bir şekilde bir tanışıklığa sahipti ve grup aşırı derecede kısa bir söyleşi için okulumuzun konferans salonuna bile gelmişti, tahmin ediyorum ki B. abinin ricasını kırmayarak.

2000 ile 2005 arası dönemde, bu adlarını andığım grupların açtığı yol bir hayli genişledi ve Türk rock müziği ana akım medyada bir hayli yer edindi. Pek çok grup çıktı, albüm yapıldı, konser verildi. Bugün geriye baktığımızda maalesef bu grupların pek azının ayakta kalabilmiş olduğunu görüyoruz ya da daha önemlisi hatırlandıklarını fark ediyoruz. 2005 ile 2010 arası dönemde düşüş eğrisine giren Türk rock müziği bir noktada yitti gitti, ana akımda yani. Çünkü zaman değişti…

Bu süreçte yapılmış albümler arasında benim için bariz bir şekilde ayrı bir yere sahip olan yegâne albüm ise Kurban’ın “İnsanlar” albümüydü.

Kurban’ın ilk albümü nefis kaydedilmiş ağırlıklı olarak eğlenceli ama nefes aldıran noktaları da olan bir albümken ikinci albümleri tamamen eğlenceli ve taş gibi sert sound’lu, harika bir (cover) albüm(y)dü

İkinci albümün çıktığı dönemde ben de artık reşit olma sürecinde olduğumdan gerek konserlerde gerek evlerde toplandığımızda muhteşem eğleniyorduk.

Üçüncü albüm, yani insanlar ise ikinci albümden oldukça kısa bir süre sonra çıktı hatta şaşırttı da aslında. İlk iki albüm arasında yaklaşık 5 yıl gibi bir süre varken, ikinci ve üçüncü albüm arasında yaklaşık bir sene olması, üstelik albümün sound’unun bambaşka bir şey olması, ilk etapta garip gelmişti…

Bu albümden çıkan ilk tekli “Yine” oldukça iyi bir şarkı olmasının yanı sıra klibinde Deniz Yılmaz’ın kullandığı muhteşem güzellikteki ESP/LTD marka George Lynch Signature serisi gitarla da dikkatleri çekiyor, samimi olmak gerekirse aklımızı başımızdan alıyordu. Saçlar, kıyafetler falan yani aslına bakıldığında bu dönem için bile oldukça iyi tasarlanmış durumdaydı her şey.

Ne var ki bizler, Kurban’ın kariyerinin zirvesine çıktığı o süreçte gruba pek doyamadık çünkü dağıldıklarını açıkladılar. Bugün bile hatırlıyorum oldukça üzüldüğümü bu habere ve hayır, bu yazıda magazinsel konular olmayacak.

Bu dağılma meselesi, İnsanlar albümünün potansiyelini de yedi bitirdi doğrusunu söylemek gerekirse. Bugün sorsanız, bu albüme dair sadece “Yine” şarkısının bilindiğini, albümün kalanı hakkında oldukça az sayıda insanın fikri olduğunu görmeniz şaşırtıcı olmaz çünkü o dönem müzik kanallarının dönemiydi ve teklilere çekilen klipler, sanatçılar için her şey olmasa da “çok” şeydi. Dağılarak kariyerini noktalamış bir grupla da müzik kanallarının ilgilenmesi gibi bir husus söz konusu dahi değildi.

Bundan dolayı albümün dinleyici kitlesi, özel olarak rock müzikle ilgilenen ve bugün bile kısıtlı olan dinleyici kitlesiyle sınırlı kaldı.

Burada bencilce bir yorum yapabilirim tabi aslında: Bu durum, özünde kötü de değildi çünkü albüm o kadar iyi bir albüm ki “bizlere” kalmış olması, başkalarıyla paylaşmamış olmamız gerçekten sevinilecek bir şeydi.

Tüm bunları bir kenara koyup albüme dönersek de söyleyebileceğim ilk şey, bu albümün tıpkı adı gibi, biraz kırgın, biraz hüzünlü, biraz sıkkın, biraz uzak olduğunu yani tıpkı insanlara benzediği olur. Evet, İnsanlar albümü bir modern rockalternatif rock albümü olarak sınıflandırılabilir ancak bir spektruma oturtacak olursak da oldukça karanlık ve depresif denilebilebilecek bir modern rock albümüdür. Yukarıda da söylediğim gibi, Kurban’ın ilk iki albümündeki süper eğlenceli anlar gitmiş, “Yalan”, “İstersin”, “Hayvan”, “Yosma”, “Annen” gibi şarkıların yerini son derece sitemkâr şarkılar almıştı.

Bu hissiyat, albümün açılışını yapan ve sadece 44 saniye süren “A Bir”den bile anlaşılıyordu.

Bu albüm böyle orası burası kesilip “burada da şöyle bir an var” denilecek bir albüm değil pek ve başarısının sırrı da biraz burada saklı aslında. Her şeyiyle bir bütün olabilmiş durumda İnsanlar albümü. Kartonetinde tercih edilen toprak rengi tonlarından tutun da, şarkıların sözlerine kadar…

Hayat akışında bazı şeyleri durup düşünmeyi önemseyen, olaylar ve süreçler üzerine bir anlamda meditasyon yapma ihtiyacı duyan biri olan ben için “A” mesela çok önemli bir parça, hatta yapıttır. Öyle sürükleyici, öyle alıp götürüyor ki dinleyeni, bir tarifi yok. Hatta grubun geçmişte verdiği bir röportajda bu şarkıyı bestelerken sonlandırmak konusunda oldukça zorluk çektiğine dair bir demeç verdiği bile aklımdadır ve çok haklı bir serzeniştir. Çünkü şarkı öylece devam etse “sıktı ya bu” demezsiniz, diyemezsiniz.

Kendinizi ifade etmekte zorlandığınız, gündelik hayatta rol yapmaktan usandığınız anlarda imdadınıza koşan “Ben”e ne demeli peki? Hangimizin yoktur ki o dizelerde söylenegelenleri hissetmediğimiz süreçler? Öyle şanslı insanların sayısı ne kadardır ki?

Ya da hiç olmamış mıdır gitmek üzereyken “dostça kal” demek istediğiniz birileri?

Hiç “suçun sizde” olduğuna hayıflandığınız hatıralarınız yok mudur?

Uzar gider böyle…

Böyle bir albümdür işte İnsanlar. Şehrin ortasında tek başınıza sakin sakin yürürken de dinleyebileceğiniz, uzun bir yolculukta da size eşlik edebileceğiniz, yaşadıklarınız nedeniyle zaman zaman bazı anlarına özellikle geri dönmek isteyebileceğiniz, bir başka benzeri olmayan, nev-i şahsına münhasır bir albümdür. Böyle bir yapıtın zamana değil ancak yaratıcılarına yenik düşmüş olması da kaderin tatsız bir cilvesidir sanıyorum.

Ta 2005 yılında aldığım CD’sini hala daha hatırasıyla beraber saklıyorum ki bu hatırası bir çizik olmakla beraber maalesef tam da Yine’nin ilk dakikasını etkiliyor. O zaman da dert etmemiştim, hala daha dert etmiyorum. Bu albümü biliyorum, kafamda yaşatıyorum. Sizlere de eğer bilmiyorsanız öğrenip yaşamanızı, biliyorsanız ve uzundur görüşmediyseniz de arayı kapatmanızı tavsiye ediyorum.

Teşekkürler, böyle bir albümde emeği geçmiş herkese. Dokunduğunuz yüreklerin sayısı, bilin ki tahmininizden çok daha fazladır…


Yorumunuzu Yazın